Özgürlüğün, bize verilmiş en büyük zenginlik olduğuna inanıyorum. Hani derler ya ‘’Her şeyin başı sağlık’’. Katılmıyorum! Bence her şeyin başı ‘’Özgürlük’’.
Ne para, ne de sağlık. Zira özgür olmadığımızda ikisinin de herhangi bir değeri kalmaz.
Özgürlük; tarih boyunca adı kanla, kederle, savaşla, hüzünle yan yana anılmıştır. Neden? Çünkü ehlileştirmek istediğin insanın elinden ilk olarak özgürlüğünü alırsın.
Medeni toplumlarda bugün adına yönetici dediğimiz, zamanın kralları ve padişahları, yönettikleri toplumları kendi normalarına göre dizayn ederek, güç ve hakimiyetlerini pekiştirme derdinde oldular. Hatta bununla yetinmeyip, ölümlerinden sonra bu düzenin devam etmesi için gerekli adımları da atmaktan çekinmediler, çekinmiyorlar. Ne hırs ama!!!
Toplumu ehlileştirmek ve kendi çıkarlarına göre hareket etmelerini sağlamak için de ellerindeki en değerli şey olan özgürlüklerini ellerinden aldılar, alıyorlar. Bunun için farklı yollar da buldular. Mesela dinler yarattılar, bazı şeylere günah dediler. Koydukları katı kurallara uyulmazsa, insanların ilk cezayı bu dünyada, devamını da diğer dünyada alacaklarına inandırdılar.
Günümüzde dinin ve koyulan katı kuralların artık işlemediği toplumları da kapitalist düzenle yaratılan konfor alanlarında esir tutuyorlar.
Günümüzde de geçmişte olduğu gibi bireysel ve toplumsal özgürlüğün peşinden gitmek, bu uğurda harcanacak bir yaşamınız olduğu anlamına gelir.
Yani dersiniz ki, ya özgürlük ya ölüm. Kısacası özgürlüğün bir yanı kan kokar, bir yanı bahar. Bir yanı koyu kırmızıdır, bir yanı gün doğumu sarısı.
Bu yüzdendir ki, özgürlük peşinde koşmak her yiğidin harcı değildir. Çünkü bilirler ki sonu ya sonsuzluktur, ya da sonsuzluk.
Çokça kullandığımız klişe bir söylem var, ”Coğrafya kaderdir” diye. Ben bu cümleye çok prim vermeyenlerdenim. Zira dünyanın neresinde olursanız olun, kabına sığmayanların, zincire gelemeyenlerin, bulunduğu ortamda nefes alamayanların ortak dilidir özgürlük şarkıları.
Bugün gözümüzü çevirdiğimiz her ülkede, evet abartmıyorum her ülkede özgürlük şarkıları çalınıyor. Kimi fısıltıyla, kimi haykırarak.
Yıllardır yükselen kötülük çağının iyiliğe boyun eğeceği o güzel günleri yakın görüyorum. Bugün bastırdıklarına inandıkları İran halkının, çok kısa zamanda özgürlük bayraklarını açacaklarına, baskı altındaki tüm insanların ‘’YETTİ ARTIK’’ diyecekleri ve kollektif iyilik bilincinin ve enerjisinin dünyaya yayılacağına dair inancım sonsuz.
Bedeli olacak elbette, ancak dünya böyle bir yer. Kötülüğün olmadığı yerde iyilik, karanlığın olmadığı yerde de aydınlık anlamını yitirir.
Özgürlük ve aydınlık dolu günlere…
Nazan
Bu Yazıya Dair
Bu Yazının Bir Rengi Olsaydı : ”Kan Kırmızısı ”olurdu.

Bu Yazının Bir Şarkısı Olsaydı : İran halkının hep bir ağızdan haykırdığı ”Baraye” olurdu. https://open.spotify.com/track/3iQxajJfYco5k7PDSlFVCO?si=9ee090020d8f4840
Bu Yazının Bir Kokusu Olsaydı: İnatla özgürlük kokardı. Bana göre karşılığı ”Çam Kokusu” olurdu.


Yorum bırakın