“Bilmiyorum” diyebilmek neden bu kadar zor geliyor bize? Neden her şeyi bilmek zorunda hissediyoruz kendimizi?
Bilmiyorum dediğimizde ayıplanacağımızı mı sanıyoruz? Bu yüzden mi bilmediğimiz konularda bile işin sonu nereye varacak diye düşünmeden ahkam kesip sallıyoruz?
Doğrusunu isterseniz, söz konusu işim olduğunda ben de “bilmiyorum” demeyi pek sevmezdim. Ama bu durumu, bir gün ortağımın ekmek hamuruyla ilgili sorduğu bir soruya, bilmediğim halde biliyormuşum gibi cevap vermeye kalkıştığım anda idrak ettim.
Kendi sesimi dışarıdan duyduğumda, aslında ne kadar boş konuştuğumu fark ettim; bildiğin sallıyordum! Onun bana güveni o kadar yüksekti ki, söylediklerimi tereddütsüz doğru kabul edecekti. Birden durdum ve “Meltem, bilmiyorum” dedim, çünkü onun bana olan güvenine ihanet etmek üzere olduğumu hissettim.
O an “bilmiyorum” diyebildiğim için, hemen doğrusunu bulmak için birkaç kaynak araştırdık ve ihtiyaç duyduğumuz bilgiye ulaştık. Ardından, Joie’nin mutfağında bu konu üzerine yaptığımız uzun bir sohbetle farkındalığımızı pekiştirdik.
Daha sonra bu konu üzerine biraz düşündüm; zira bilmediğim ama biliyormuş gibi yorum yaptığım durumlarda ya sonucu iyi olmayan olaylarla karşılaşmış ya da kendimi komik duruma düşürmüştüm. Böylelikle bunu kendime yakıştırmadığıma ve bu halimi sevmediğime karar verdim. “Bilmiyorum” diyebilmenin kıymetini işte o zaman anladım.
Özellikle bizim kültürümüzde “bilmiyorum” demek, insanlarda bir güven kaybına neden oluyormuş gibi algılanıyor. Sanki “bilmiyorum” dediğinde, kendinden bir şeyler eksilecekmiş, karşı taraf sana saygı duymayacakmış gibi… Aman, ne büyük felaket!
Diğer kültürler hakkında ahkam kesecek kadar bilgi sahibi değilim ama hayatıma giren yabancı arkadaşlarımın bu kelimeyi rahatlıkla kullanabildiğine şahit oldum. Elbette tanıdığım bir avuç insanı koca bir topluma mal edemem; ama yine de o kültürlere dair bir fikir verdiğini söyleyebilirim.
Ne var ki söz konusu Türk insanı olunca, “bilmiyorum” demek adeta bir tabu. Her şeyi bilmeyi seviyoruz. Bilmesek de biliyormuş gibi davranmaya bayılıyoruz.
Oysa ki sorulan ve sizde yanıtı olmayan bir sorunun karşılığında verilen “bilmiyorum” cevabının yarattığı özgürlük duygusu bünyeye o kadar iyi geliyor ki! “Bilmiyorum”. Bu kadar basit! Ha, o konuyu merak edip öğrenmek istiyorsam, dönüp araştırırım; bir dahaki sefere sorduklarında da gerçekten bilerek cevap veririm, değil mi ama?
Bence artık biraz rahatlayalım ve her konuyu bilmek zorunda olduğumuz illüzyonuna kapılmayalım.
Sevgiyle,
Nazan
Bu Yazıya Dair
Bu Yazının Bir Rengi Olsaydı : ”Gökyüzü Mavisi ”olurdu.

Bu Yazının Bir Şarkısı Olsaydı : ”George Michael’den Freedom!’90’ olurdu. https://open.spotify.com/track/3U5JVgI2x4rDyHGObzJfNf?si=3689a865ab3a4ea1 
Bu Yazının Bir Kokusu Olsaydı: ”Biberiye Kokusu” olurdu.


Yorum bırakın