Siz de “Ben hayatım boyunca pişmanlık duyacağım hiçbir şey yapmadım” diyenlerden misiniz? Ben değilim. Hayatım boyunca pişmanlık duyduğum onlarca şey yaptım; yapmaya da devam ediyorum.
Yanlış ilişkiler, hatalı seçimler, gereksiz harcamalar, düşünmeden atılan adımlar, sarf edilen sözler, gereksiz küslükler, anlamsız hassasiyetler… Ve liste böyle uzayıp gider.
Geçen gün dinlediğim bir podcast’te Prof. Dr. Acar Baltaş, “Pişman olmayan insan, hatalarından öğrenmeyen insandır” demişti. Hocam zaten ne derse doğru der ama bu cümlesi beni derin derin düşünmeye sevk etti.
Zira ben tüm pişmanlıklarıma rağmen bugün hâlâ yukarıda saydığım hataların bir kısmını dönüp dolaşıp yine yapıyorum ve evet, yine pişman oluyorum. Pişmanlıklarımdan ders çıkarıyorum elbette ama tekrar tekrar aynı hatalara düşmeyeceğim o günü de iple çekiyorum. Garip olan şu ki, o gün belki de hiç gelmeyebilir. 🙂
Neden mi? Çünkü doğam böyle. Normal şartlarda beynim “Bu bu yolu seçme, bu ilişkiye girme, bu riski alma!” diye bağırır. Ama o inatçı, dürtüsel tarafım var ya; işte o devreye girdiğinde mantığım toparlanıp ortadan kayboluverir. “Ya bu sefer sonuç farklı olursa?” umudu var ya, ah işte tam orası… 🙂
Hayat yolculuğum boyunca pişmanlık duyduğum hatalar, övündüğüm doğru kararlarım kadar bana yoldaşlık etti.
Doğru kararlarımızla gurur duyup onları baş tacı ederken hatalarımızdan utanmamız gerektiği nerede yazıyor?
Hata yapılmayan bir hayat gerçekten yaşanmış sayılabilir mi?
Peki, hatalarımızdan pişmanlık duyup ders çıkardıktan sonra bir daha hiç hata yapmayacağımızı sanmak ne kadar gerçekçi? Aynı hatayı defalarca yapıp, her seferinde pişman olup durumdan bambaşka dersler çıkarabiliriz. “Dersimi aldım, bundan sonra bir daha asla yanılmam” demek, kendimize söylediğimiz büyük bir yalandan ibaret.
Hatasız ve pürüzsüz bir hayat, toplumun bize dayattığı mükemmel bir illüzyondur. Elbette eşeğini her daim sağlam kazığa bağlayan, dürtüleri yerine mantığıyla hareket eden, acele etmeyen ve haliyle daha az hata yapan birtakım insanlar da var. Garanticiler… 🙂 Onlar da bana kızmasın sakın; bu hayatta herkes farklı yerlerden sınanır. Ama istiyorum ki onlar da beni ve benim gibileri sürekli yargılamasınlar.
Bizler; yani dürtüsel hareket edenler, aceleciler, inatçılar… Hedeflerimize doğru yürürken ve hayallerimizin peşinden koşar adım ilerlerken tercih ettiğimiz yollar ve davranış kalıpları garanticilerden biraz daha farklı olabiliyor. Bu durum, iki taraftan birinin tamamen doğru ya da yanlış olduğu anlamına gelmez. Sadece yollar ve tercihler farklıdır, o kadar. Elbette katlanılan sonuçlar da!
Ben hatalarını her zaman kabul edebilenlerdenim. Pişmanlıklarımı dibine kadar yaşadım, yaşıyorum. Böyle biriyim ve bu duruşumu da seviyorum. Hayatın beni aynı yerlerden, farklı kostümler ve senaryolarla tekrar tekrar sınadığını fark ediyorum. Bazen aynı hatalara itinayla yeniden düşüyorum. Demek ki dersimi tam alamamışım. Haydi başa sar, tekrar…
Ama olsun; hayat tekdüze değil ki. İnişler, çıkışlar, doğrular ve yanlışlar var. Belki de mesele hatalardan ders çıkarıp bir daha hiç yanılmamak değildir. Belki de pişmanlıklar ve hatalar hayatın kaçınılmaz birer eşlikçisidir; bazen ders aldığımız, bazen bizi büyüten, bazen yoran ve yıldıran ama sonunda mutlaka bizi bir yere ulaştıran…
Bu yazımı kendime küçük bir notla bitirmek istiyorum:
Hayat hata yapmaktan korkmak için çok kısa, hatalarından ders almamak içinse çok uzun. Akıllı ol! 🙂
Sevgiyle,
Nazan
Bu Yazının Bir Rengi Olsaydı: ”Pas rengi” olurdu.

Bu Yazının Bir Şarkısı Olsaydı :Imagen Dragon’dan ”Demons” olurdu. https://open.spotify.com/track/0MvjUr7fKzchb49tt3OrMS?si=b7ad104311314e46

Bu Yazının Bir Kokusu Olsaydı : ”Pas kokusu” olurdu
.

Bir Cevap Yazın