Geçenlerde Instagram’da gezerken bir cümleye denk geldim: “You can spend years becoming someone and then wake up one morning knowing very clearly that you are meant to be someone else.”
Bunu Türkçe’ye çevirmeye çalıştığımızda sanıyorum, “İnsan yıllarca şu an olduğu kişi olabilmek için uğraşıp durur, sonra bir sabah uyanır ve bambaşka biri olması gerektiğini anlar” şeklinde bir cümle ortaya çıkıyor.
Bu cümle bana çok enteresan geldi ve beni düşündüren bu cümleyi, Instagram hesabımdan paylaştım, “Hem niye sadece ben düşüneyim ki? :).
Siz bu konuda ne düşündünüz bilemem ama ben konuya biraz derinlemesine yaklaştım.
Bir sabah uyanıyorsunuz; olduğunuz kişi olmaktan artık sıkılmışsınız ve başka biri olmak istiyorsunuz. Bence bu şahane bir şey! İnsan, bir kere geldiği şu hayat sahnesine birden fazla kişi/karakter, dekor, senaryo, yan oyuncu ve figüran sığdırabilse çok güzel olmaz mıydı?
Sabah kalkıp aynaya baktığınızda, “Evet canım kendim, bugün itibarıyla artık başka bir ‘canım kendim’ olacağım!” diyebilmek… Ve bu cümleyi kurabilmenin ne yaşı ne de cinsiyeti olduğuna inanıyorum.
Bence hepimiz zaman zaman kurguladığımız hayatlarımızdan sıkılmışızdır. Aynı ev, aynı yatak, aynı banyo, aynı kişiler, aynı ofis, aynı kimlik…
Peki, uğruna yıllar harcadığımız, oluşturmak için emek verdiğimiz bu kimliklerimizden sıyrılabilmek için kaçımız kolları sıvar?
Tabii ki yeni bir kimliğin de öyle altın tepside geldiği falan yok. O yeni kimlik için de bir efor sarf edilecek elbette.
Buradaki asıl mesele, hayatla bu kadar cesurca dans edebilmekte; yani bir sabah uyanıp bambaşka bir kişi olmayı istemekle kalmayıp bunu hayata geçirebilmekte.
Başka zevkler, bambaşka hedefler… Kahveyi sütsüz içmeyi severken sütlü kahveye bir şans vermek, saçımızı yıllarca uzun kullanırken kısacık kestirmek, giyim zevkimizde büyük değişiklikler yapmak, hayatı akışta yaşamak yerine kontrolü ele almak… Makyaj yapmayı severken artık yapmamak ya da tam tersi; şehir insanıysak doğaya bir şans vermek, ya da şehre dönmek… Yani aslında şu anki kimliklerimizde bizi tanımlayan en basit özelliklerimizden tutun, hayatımızı kazandığımız işimize kadar radikal bir değişim.
Elbette bu yeni kimlik de kendini bir anda var etmeyecek. Bir önceki kimliğinizi yaratırken verdiğimiz tüm emeği, yenisini oluştururken de vermek durumundayız.
Bu yeni kimliği yaratırken; olmak istediğiniz yeni kişinin karakterini, zevklerini, alışkanlıklarını ve korkularını sıfırdan oluşturabilmek… Mesela çok asık yüzlü ve ciddi biriyseniz güler yüzlü ve eğlenceli olmayı seçebilmek, ya da eğlenceli olmaktan sıkıldıysanız yeni kimliğinizde daha sakin ve ciddi bir kişi olmak…
Tanıdığınız ve başkaları tarafından tanınan o kimlik başka bir kimliğe evrilirken hem iç sesiniz hem de etrafınızdaki yakınlarınız elbette şaşıracak; olumlu ya da olumsuz yorumlar gelecektir. Hatta en yakınlarınız “Delirdi herhalde” bile diyebilir.
Oysaki deliren falan yok; ortada sadece “Yeter ya, ben artık başka bir kişi olacağım” kararı ve bunu uygulayabilme cesareti var.
Ama bu kararınızda samimiyseniz ve yeterince cesursanız, neden olmasın?
Gelelim kendime. Ben şu anki kimliğimin bir kısmından sıkıldım; her kısmından değil 🙂 Sıkıldığım kısımları değiştirip yenisini yaratmaya karar verdim. Mesela sorunlarla karşılaştığımda büründüğüm kişiyi artık sevmiyorum. Bir de bazı bağımlılıklarımdan hoşlanmıyorum. Buralardadan bir başlayayım diyorum, gerisi gelir nasıl olsa.
Sevgiyle,
Nazan
Bu Yazının Bir Rengi Olsaydı: ”Toz pembe ” olurdu.

Bu Yazının Bir Şarkısı Olsaydı : Queen’den ”Innuendo” olurdu. https://open.spotify.com/track/0MvjUr7fKzchb49tt3OrMS?si=b7ad104311314e46

Bu Yazının Bir Kokusu Olsaydı : ”Taze Kahve Kokusu” olurdu
.

Bir Cevap Yazın