stillbecoming.studio

Still becoming…

Beni tanıyanlara sorsanız, “Nazan hayalperesttir” derler. Öyleyim de; hayal kurmayı seviyorum. Sanırım bu, kendimle baş başa kalmaktan keyif almamın da en büyük sebebi.

Yalnızlık beni korkutmaz. Aksine kalabalıklardan sıyrılmayı, tek başıma vakit geçirmeyi, bir restoranda tek başıma yemek yemeyi ya da tek başıma yürümeyi çok severim. Kısacası, iç sesimle baş başa kaldığım her an paha biçilemezdir.

Dışarıdan bakanlar o an yalnız olduğumu düşünür ama aslında değilimdir. Bir kere, en iyi arkadaşım olan kendimleyimdir. Ve ikimiz baş başa verip her ortamda doya doya hayal kurarız 🙂

İpek Darga’nın Yedi Gün Adası isimli kitabında beni derinden etkileyen bir paragraf vardı: “Hayalperestler, dünyayı oldukları gibi değil, olmasını istedikleri gibi görenlerdir. Ama sakın unutma; bu dünyayı değiştirenler de her zaman o hayalperestler olmuştur. Gerçeklerden kaçmak için değil, yeni bir gerçeklik yaratmak için hayal kurarlar.”

Şahane değil mi?

Mevcut gerçekliğe uyum sağlamayı her zaman becerebilmişimdir; ama bunu, muhtemelen hayal kurma yeteneğime borçluyum.

Öte yandan, hayal kurmak öyle dışarıdan göründüğü kadar kolay değildir; konsantrasyon, zihinde canlandırabilme becerisi, zaman ve elbette adanmışlık ister. Öyle “bir hayal kurdum, hemen olmadı” deyip geçmekle olmuyor; yok öyle bir dünya.

Sanırım hayalperestlerin en büyük ortak özelliği, yalnızlığa tahammül edebilmeleri. Çünkü insan ancak yalnız kalabildiği anlarda kendine bu alanı tanıyabiliyor. Ben artık kalabalıkların ortasında bile yalnız kalabilme yeteneğimi geliştirdim. Bedenimle oradayım, hatta konuşmalara eşlik bile edebiliyorum; ama ruhum okyanusları aşıyor. Beni yakından tanıyanlar bunu hemen fark edip, “Nazan, burada mısın?” diye sorarlar 🙂 Bazen “Evet”, bazen “Değilim” derim.

Peki, asıl soru şu: Hayal kurarak istediğim hayatı kurgulayabildim mi? Bu sorunun cevabı sanırım hem evet hem hayır.

Yıllar önce küçük bir kafem olsun, kendi ekmeğimi pişireyim, bu stresli hayatı geride bırakıp gerekirse sabahları çok erken kalkarak güne ekmek kokusuyla başlayayım diye hayal etmiştim. Yani evet, bir dönem kurduğum çok özel bir hayalim gerçek oldu.

Ancak yaş aldıkça, deneyim kazandıkça ideal hayatla ilgili düşüncelerim de aynı oranda evriliyor.

Şimdi başka hayallerim var. O hayalleri kurarken, zihnimde görselleştirirken kalbimin atışı değişiyor, yüzümde minik bir gülümseme beliriveriyor. Hayal kurmanın o an bana verdiği haz ve lezzet gerçekten anlatılmaz, yaşanır 🙂

Benim için hayal kurmak, şu anki gerçekliğimden bir kaçış değil; hayatımın bir sonraki evresini inşa etme biçimi. Zaman akıp gidiyor, ben değişiyorum ve hayallerim de benimle birlikte kabuk değiştiriyor. Taze bir ekmek kokusunda dünkü hayalimin şükranını yaşarken, bir yandan da gözlerimi kapatıp bambaşka ufuklara yelken açabiliyorum.

Hayal kurmak güzeldir, tavsiye ederim.

Sevgiyle,

Nazan

Bu Yazının Bir Rengi Olsaydı: ”Gökyüzü mavisi ” olurdu.

Bu Yazının Bir Şarkısı Olsaydı : Aerosmith ”Dream On” olurdu. https://open.spotify.com/track/0MvjUr7fKzchb49tt3OrMS?si=b7ad104311314e46

Bu Yazının Bir Kokusu Olsaydı : ”Deniz kokusu” olurdu

.

Posted in

“Hayalperest!” öğesine 2 yanıt

  1. keendreamily06afdd1c02 Avatar
    keendreamily06afdd1c02

    “İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar.” Yahya Kemal Beyatlı

    Beğen

    1. Nazan Koznal Sonat Avatar
      Nazan Koznal Sonat

      Evet arkadaşım, aynen öyle 🙂

      Beğen

Bir Cevap Yazın